Kirli Ellerin İttifakı

Herkes bir şeyler düşünür, düşünebildiğince de yaşar. Bir kısım insan da bu düşüncelerini yazma gereği hisseder ve inanın ki, çok azı okunmaya değer görülür… İşte emekli Jandarma Kurmay Kd. Albay Aziz ERGEN de meslek hayatı boyunca yaşadıklarını bir kitapta toplayarak gerçekten de okunmaya değer anılar sunmuş bize. Anılar dediysek, “yine bir operasyondayız” diye başlayan hikayeler sanmayın ha yazdıklarını.. Ya da okumak ve dinlemekten sıkıldığınız sözde kahramanlık dinletisi de değildir hiçbiri. Kendi deyimiyle tamamen yaşadıklarından ve herkesin bilmesi gereken gerçeklerden ibarettir hepsi.

Kitap, askerlik hayatının ilk dönemlerine ait düşündürücü anılarla başlıyor. O imkansız dönemlerde terör örgütüyle sadece askerimiz savaşmıyordu. Tıpkı kurtuluş savaşında olduğu gibi halkı bilinçlendirerek ve birleştirerek sonuca varılacağı gerçeğine işaret ediyor Aziz Albayım. 60 yaşında dede 15 yaşındaki torunuyla birlikte teröre dur diyebilmek için elindeki tüfeğiyle askeri birliklere katılmak istiyorsa, anlamalıyız ki bu vatanın gerçek sahibi bu düşünce sahipleridir. Bununla

birlikte, köylülerden birinin  şu sözü çok düşündürmüştü beni: “Komutan, siz gelmezseniz başkaları gelir.” Buradan anlamamız gereklidir sanırım, o toprakların ıssız bırakılmaması, unutulmaması gerektiği.

Ve yazının en önemli kısmına gelelim: “Beyaz Enerji Operasyonu

Terörün iyice gündemde olduğu zamanlarda, kimseler çıkar amaçlı suç örgütlerinin farkında değildi. Öyle ki, terörün gölgesinde günden güne büyüyen bu örgütler ülkeye terörden daha fazla zarar vermekteydi. 1998 yılında Jandarma Genel Komutanlığı’na bağlı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’na atanmıştı Aziz ERGEN. Tayininden 15 gün sonra, Gaziantep Emniyeti ile birlikte 500 trilyonluk maddi boyutlu “Paraşüt Operasyonu” başarıyla sonuçlandırılmıştı. Artık “İş adamı-Siyasetçi-Bürokrat” üçgenindeki kısa paslaşmalar gün yüzüne çıkıyordu. ( Dürüst siyasetçi, iş adamı ve bürokratlarımızı tenzih ederek tabii ki )

Ekim 2001’de Aziz ERGEN’e belki de ülkenin en büyük yolsuzluk belgesi ulaştırılmıştı. İşte Beyaz Enerji operasyonunun tüm gerçeklerini yansıtan bir ses kasetiyle başladı her şey. Enerji Bakanlığı bünyesindeki bürokratlar ile Enerji firmalarının yetkilileri ve siyasilerin etkileriyle, ülkemiz santrallerini, barajlarını zarara uğratarak haksız kazanç sağlamaları şeklinde özetleyebileceğimiz bir kasetti bu… Beyaz Enerji ile birlikte bir çok belge ve döküman da yine daireye ulaştırılmış, dürüst ve vatansever insanlar birer birer ortaya çıkmaya başlamışlardı. Fazlasından bahsederek kitabın ve gerçeklerin kendi gözünüzdeki yansımasını engellemek istemiyorum…

Ancak bilmelisiniz ki bu operasyon başarıyla sonuçlandırılmış ve “hiçbir başarının bu ülkede cezasız kalmayacağı” gerçeği de bir kez daha Aziz Albayımla birlikte ortaya konulmuştu.. Onlara göre sürgün, albayıma göre ŞEREF olarak nitelendirilecek sonuçlarla hem de.

Bu arada siyasetçi-bürokrat-iş adamı üçgeni medya ile zevkten 4 köşe olmuştu adeta. Düşünüyorum da üzerinden yaklaşık 10 sene geçmesine rağmen ne değişti ? Cevabımız sanıyorum ki HİÇe yakın olacak…

Ama öyle değil işte.. Birileri bunu başarmışsa başkaları da başarmalıdır. Bu vatanın nehirlerinde şehit kanları akar. Ve o kanların hesabı bize sorulacaktır ahirette. Helal değildir bize eminim ki. Böyle durdukça, “elden ne gelir” düşüncesiyle devam ettikçe haramdır bizlere. Hiçbir şey yapamayacağını düşünenler sadece işini en iyi şekilde yapmayı amaçlasın yeter. Mükemmel bir başlangıç olacaktır bu. Başka da bir şey istemez herhalde bu uğurda canını verenler !

Aziz albayım gibi insanlar var olduğu sürece, yenileri de bu mücadeleye eklenecektir. Ve Atamızın da özetlediği şekilde:

Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE !

Kitabı okuyacak mısınız diye sormayı düşünmüyorum bile. Soramıyorum !

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir