İnanmadan Yaşanmaz.

Doğduğum günü hatırlıyorum desem, sanıyorum ki hayali ihracatla suçlanacağım. Suçu ispatlana kadar masum olan her birey gibi anlatmaya başlayabilirim o halde.  Çok komikti herkes, aptal bakışlar, anlamsız sözlerle yaşadım bir süre. Öyle ki, ya beni anlamıyordular, ya da ben onları anlamıyordum..Anlamaya İNANDIM.

Sesimi duyup, sözlerime karşılık vermeye çabalamanızla birlikte daha da kolaylaştı kendimi kabullendirmem. Ben gibi davranmadığınızı gördüğümde sizler gibi davranmam gerektiğine İNANDIM. Yürüdüm sizler gibi, koştum…Oynadım…Eğlendim, üzüldüm. Aynı sizler gibi

Okudum sonra, hem de yazdım. “Ali ata baktı”, “Ayşe ip atladı”. Hepsine tanık oldum. Büyüyünce ne olacaksın dediklerinde, mühendis ya da doktor diye  cevap verdim. Kitlesel psikolojiymiş sonradan öğrendim. Anlayacağınız, öğrenmeye İNANDIM.

Öğrenerek büyürken, öğrendiklerimin öğrenmem gereken esas şeyler olmadığını fark ettim. İçimden gelenleri dışıma vurmaya başladım bir yandan. Sessiz ve sakince düşünmeye İNANDIM.

Ara ara yaptıklarımı düşündüm, hatalarımı gözden geçirdim. Bir hatayı tekrarlamanın tamamen yanlış olacağını gördüm. Başkalarının doğrularıyla yaşamaktansa, kendi yanlışlarımı doğruya çevirebileceğimi fark ettim. Gördüklerime bakınca, baktıklarımı görmezden gelmeye başladım. Yani, görmeye İNANDIM.

Bunca yaptıklarımı nasıl oluyor da yapabiliyorum diye merak ettim. Araştırdım, var olunan günden yok olunacak güne dek… Benim sandığım her şeyin, bana ait olmadığını öğrendim. İNANDIM ki bir hiçmişim…

Bir şeylere inanarak geldik bugünlere hepimiz. Esasen inanmanız gereken şu olsun ki; inandığınız değerlerle sizleri kandırmasınlar…  Şu içinizdeki ses, dışınıza kadar yükselmişse doğru yoldasınız demektir. Durmayın devam edin, ta ki o sesi herkes duyana dek..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir